Köpek Gençlik Hastalığı

KÖPEK GENÇLİK HASTALIĞI /CANİNE DİSTEMPER VİRUS (CDV)

Torbalı Candan Veteriner Kliniği

0232 855 55 59

 

Hastalığın etkeni  Canine Distemper  Virustür. Virüsün ilk saptanması çok eski yıllara dayanmakla birlikte ilk olarak 1746 yılında görüldüğü raporlanmıştır. Canine Distemper Virus, Köpekgillerde  takımında bulunan birçok farklı türü kapsayan geniş bir konak aralığına sahiptir. Hastalığa sahip olabilecek olan türler; köpek, kurt, tilki, çakal, vahşi köpekler, gelincik, vizon, samur, kokarca, porsuk, sansar, rakun, panda ve ayı bulunmaktadır . Oldukça geniş bir konakçı aralığına sahiptir.

Köpeklerde olan viral hastalıklar göz önüne alındığında mortalite oranı kuduzdan sonra 2. Sıradadır. Canine distemper virüs halk arasında köpek gençlik hastalığı olarak adlandırılan hastalık oldukça bulaşıcı ve ölümcüldür. Ancak virüs etkeni çevre koşullarına karşı oldukça hassastır. Özellikle kış aylarında barınak ve satış yerlerinde toplu olarak barındırılan, kapalı yerlerde birbirlerine çok yakın ve temas halinde olan köpekler enfeksiyonun en önemli bulaşma yolu olan yakın temas için zemin oluşturmakta ve bu yerlerde hastalık daha fazla görülmektedir.

Özellikle 4-6 aylık genç köpeklerin hastalığa karşı daha duyarlı olduğu görülmüştür. Anne sütünü yeterli almamış olan dolayısıyla anne sütünden alınan maternal antikor seviyesi düşük olan genç köpekler hastalığa karşı daha duyarlı olmaktadır.

Hastalığa karşı ırk yatkınlığı kanıtlanamamıştır. Ancak yapılan araştırmalarda; dolicocephalic yani uzun burunlu Greyhound, Sibirya Haski, Samoyed gibi türlerin, brachycephalic yani Chowchow, Bulldog, Rot , Kangal , Pug gibi kısa burunlu türlere göre daha fazla etkilendiği bildirilmiştir.

Canine distemper virüsün bulaşma yolları solunum ve sindirim yolu ile olmaktadır. Özellikle hastalığa sahip olan köpeklerin yüksek ateş  belirtileri gösterdiği dönemde; burun akıntısı, enfekte damlacık, göz yaşı akıntısı, idrar, gaita (dışkı)  ve  vücut sekret ve ekstretleri ile hastalık etkeni virüs, başka köpeklere bulaşmaktadır. Canine distemper  virus ile enfekte olan yem ve su kaplarının sağlıklı hayvanlar  tarafından kullanılması da enfeksiyonun bulaşmasında ayrıca rol oynamaktadır.  Hastalık etkenin; hasta olan anneden yavrulara plasenta yoluyla geçtiği de görülmüştür.

    Köpek gençlik hastalığı farklı formlarda kendini gösterebilmektedir. Hastalığın göz, solunum, sindirim, deri ve sinirsel formları mevcuttur. Virüsün inkübasyon süresi  yaklaşık 14-18 gündür. Virüs etkeni vücuda girdikten birkaç gün sonra lenf sistemine oradan solunum sistemine, 3-4. gününden itibaren kan yolu ile kemik iliğine ve lenf nodüllerine  taşınır. Devamında gastro intestinal sistem, genital sistem, ürogenital sistem ve Merkezi sinir sistemi epitellerine taşınarak generalize enfeksiyon oluşur.

Bu aşamalarda hastalığın sistemik formunda; yüksek ateş (40-42C) , burun ve göz akıntısı, kilo kaybı, depresyon, kuru öksürük, ishal ve kusma görülmektedir.

Sinirsel formunda; aşırı duyarlılık, nöbetler, yürümede ve dönmede  zorluk, kısmi felç, ağrı ve göz kapaklarında anlık titremeler görülmektedir.

Genellikle hastalığın sinirsel formu ile deri formu ile birlikte seyreder. Deri formunda; burun ve ayak derisinde kalınlaşma (hyperkeratosis) görülür.

Canine Distemper  Virus (Köpek gençlik hastalığı) enfeksiyonlarında aynı zamanda romatoid arthritit ve eklemlerde sertleşme görülmektedir. 3-6 ay arasındaki büyük ırk köpekler daha sık etkilenmektedir.

Topallık gösteren hayvanların uzun kemiklerinin radyografisi çekildiğinde metafizel lezyonlara rastlanabilir. Tanı için önemli bir bulgu oluşturmaktadır. Kliniklerde tanı için en çok kullanılan yöntem  hızlı test kitleridir.Hastalık yüksek oranda öldürücüdür. Sinirsel belirtilen gösteren köpeklerde tedaviye yanıt alınsa bile ileriye yönelik olarak sinirsel kalıcı bir hasar bırakabilir.

Canine distemper  virüsten (Köpek gençlik hastalığı) en iyi korunma yolu aşılamadır. Aşı hayat kurtarmaktadır. Aşılı olan annelerden doğan yavruların anne sütü ile aldıkları maternal antikorlar onları belirli bir süre korumaktadır bu noktadan sonra aktif bağışıklığın sağlanması gerekmektedir.

Kolostrum aldığı kabul edilen yavrularda aşılamaya 6-8 haftalıkken başlanır ve 2-3  hafta aralıklarla tekrarlanır. Bir yıl sonra booster aşı uygulanır ve  yılda bir tekrarlanır.  Aşının 4 haftalıktan önce uygulanması uygun değildir.

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir